Şirinler bile bu büyük şehre alıştı; biz niye yakınıp duruyoruz hâlâ? Tembel Şirin çalışma hayatına uyum sağlarken, Huysuz Şirin çoktan kraldan çok kralcı oldu bile. Gözlüklü Şirin gözlerini çizdirdi, Şirine mutluluğu ararken kendini unuttu, Şirin Baba'yı ise kimse takmıyor. Etrafta o kadar çok Gargamel var ki, o bile bunalıma girdi, antidepresanlarla yaşıyor.
28 Ocak 2011 Cuma
Şirinler şehirde
Şirinler bile bu büyük şehre alıştı; biz niye yakınıp duruyoruz hâlâ? Tembel Şirin çalışma hayatına uyum sağlarken, Huysuz Şirin çoktan kraldan çok kralcı oldu bile. Gözlüklü Şirin gözlerini çizdirdi, Şirine mutluluğu ararken kendini unuttu, Şirin Baba'yı ise kimse takmıyor. Etrafta o kadar çok Gargamel var ki, o bile bunalıma girdi, antidepresanlarla yaşıyor.
18 Ocak 2011 Salı
Suskun prenses Suadiyonos
10 Ocak 2011 Pazartesi
Filtre kahve falı
6 Ocak 2011 Perşembe
İstasyon insanları

Bir gün bir istasyon gördüm trenleri gecikenYolcular ellerinde tek kişilik bir bilet
Henüz bilmeseler de hayat bundan ibaret
İstasyon insanları buradalar tesadüfen
Aynı rüyayı görüp ayrı yerlere giden
3 Ocak 2011 Pazartesi
Boya!
İstanbul'da duvarlarda bir ara "Bel fıtığı 0535xxxxxxx" yazıları vardı. Sonra "Sinem Kobal seni seviyorum"ları gördük. Şimdi de "Boya!". Anlamı nedir bilemiyorum...
1 Ocak 2011 Cumartesi
Dışı seni, içi beni yakar
Eski çağlarda ölenlerin arkasında mum yakmak, bir çeşit kurbanmış. Şimdi ise süslü püslü mumlar, aşka kurban ediliyor sanırım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
