
Kadınlar ikiye ayrılır: Topuklularıyla rahat edenler ve düz ayakkabıdan şaşmayanlar.


Önce iki dilim lime, bir tutam taze nane ve bir tatlı kaşığı toz şekeri iyice eziyorsun. Üzerine Bacardi, soda ve buz... Ev yapımı mojitomuz hiç de fena olmadı hani!

24 Ocak 1920'de tüberküloz ve menenjit tanısıyla öldüğünde 36 yaşındaydı. İki gün sonra da karısı Jeanne, kendini beşinci kattaki odasının penceresinden atarak intihar etti. Üstelik ikinci çocuğuna hamileydi. Tüm bunlardan 90 yıl sonra bir Modigliani sergisi afişleri, şehrin her yanında...

Peri kızı Ekho, bir gün yakışıklı avcı Narkissos'u görür ve ona âşık olur. Ancak aşkına karşılık alamaz. Bu kara sevda yüzünden günden güne erir ve ölür. Bunun üzerine Olimpos dağında yaşayan tanrılar, Narkissos'u cezalandırmak ister. Günlerden bir gün avcı Narkissos susamış bir şekilde nehir kenarına gelir. Su içmek için eğildiğinde kendi güzelliği karşısında adeta büyülenir. Kendine âşık olmuştur. O şekilde ne su içebilir ne de yemek yiyebilir. Aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada kendini seyrederek hayata veda eder. 
Sirklerin birer eğlence değil, zulüm merkezi olduğuna dair eylemler dünyanın dört bir yanında yapılıyor. Hayvanları eğitirken çivili sopa, kırbaç, elektro şok gibi işkence aletleri kullanıldığını anlatan bu eylemcilerin pankartında 'Animal circus animal cruelty' yazıyordu.

Bir örümceğin en fazla bir saatte ağını ördüğünü biliyor muydunuz? Veya yerinden havalanan bir örümceğin 5 kilometre kadar uzağa savrulabileceğini? Her neyse, örümceklerin avlanmak için tuzak olarak yaptıkları bu ağların aslında birer sanat eseri olduğu kesin. Yine bu sanat eserleri, evde pek hoş durmuyor tabii!

St. Vitus Katedrali'nin arkasında Christmas için kocaman bir çam ağacı süslenmişti. Ben de biraz yakından inceledim ağacı!


Prag sokaklarında pek çok müzisyen hünerlerini sergiliyor. Aralarında akordeonun yanı sıra testere veya bardak çalanlar da var...




Prag'ın en güzel yeri... Karluv Most, yani Charles Köprüsü... 1357-1400 yılları arasında yapılan köprünün kenarlarında 30 tane heykel bulunuyor. Yaklaşık 1700 yılında dikilen bu heykellerin çoğu Barok tarzında. Heykeller kadar sanatçılar da bu köprünün birer parçası gibi...

Prag'da dolaşan her iki kişiden birinin boynunda fotoğraf makinesi var. Bu nedenle ünlü saat kulesinin benzer fotoğraflarının binlerce kez çekildiğine eminim. Yine de saat kulesinin hikayesini anlatmadan geçemeyeceğim. Şöyle ki ünlü saati 15. yüzyılın sonlarında Hanuş Usta yapmış. Güneş'in, Dünya'nın ve Ay'ın konumlarını gösteren bu astronomik saat o kadar beğenilmiş ki, diğer ülkelerden teklifler almaya başlamış Hanuş Usta. Dönemin kralı, saatin benzerini yapamasın diye ustayı kör etmiş. Ne güzel bir teşekkür di mi! Bunun üzerine Hanuş Usta kendini saatin mekanizmasına atarak intihar etmiş. 
Prag Eski Şehir Meydanı'nda kurulan küçük kulübelerde farklı geleneksel lezzetler satılıyordu. Bunlardan biri de domuz çevirme. (Tabii ki adı bu değil; bunu ben taktım) Çok parlak durdukları kesin ama bana pek iştah kabartıcı gelmediler.




Prag Eski Şehir Meydanı'nda dolaşırken, yuvarlak olmuş onlarca insanın arkasından eğlenceli bir melodi kulağınıza çalınıyorsa, şanslısınız demektir. Çünkü meydanın ünlü sokak caz grubu Staromestsky Dixieland'e denk gelmiş oluyorsunuz. Grup çalarken kendileri de o kadar eğleniyor ki, enerji herkese geçiyor. Kimi zaman baterist Steinhauser pet şişelerle davuluna vuruyor kimi zaman da trompetçi Plicka şarkı söylerken kendinden geçiyor...

Boş boş dolanırken denk geldim ona. "Ahoj" dedi; "Bana bi poz verir misin?" dedim. Önce sağa döndü selam vererek objektifime gülümsedi, sonra da sola dönüp yoldan geçenlere kartopu fırlatırmış gibi yaptı. "Sağolasın" dedim; "Sbohem" dedi.





Malta'ya gidip de otobüs fotoğrafı çekmeden dönmek olmaz! Adanın simgelerinden biri olan bu otobüslerin onlarca çeşidi var ve hepsi çok sık geçiyor. İlk olarak 1905 yılında adaya getirilmeye başlayan bu otobüsler hakkında yazılmış kitaplar bile var. (Bu arada tabii ki direksiyonları sağda.)